Masallar

Kova ile taşıdı masallar umudu, Daha kim inanır çeşmesinden içse de gerçek suyunu...

Masallar

Günlere dağılsa umudum devam etme sebeplerim çıkar yarına, bir anlık mutluluk bir yıllık azaba şart koşuyor zannımca. Hatırlamak sancı ile yarın umudunu çalar daha sonra ,çalacak tüm notalar önce kalbe dank eder hala çalışıyor ise beyne hücum hep beraber. Devam eden yarını dünden ayrı kılmaz, kalan günlerimin seyri bilinmez. Her ne hikmetse tükenmeyi bilmez. Ben binyıl tükensem bile. Umut , ben sararmış güz yaprakları ile dans etmeyi umar iken güz yağmurlarının çamurunda kıvranmadır. Bu her güze aynı umut ile uyanmanın ağrıları, neyse ki her bahar açıyor çiçekler ama yazdan sonra güz ayları kışın kasvetini çağırıp uyandıracak uykumuzdan, kasket ile göremeyeceğiz önümüzü; Pamuk gibi üstünde yuvarlandığımız karlı rüyalardan uyanacağız. Umut ile sararan yapraklara sarılmak, korkmadan tepelerden atlamak bere ile...
Ah masallar, tek suçlusu hülya dolu rüyaların.
Ah ben, hiç mi utanmadım masalları tek seferde okurken.
Bir saat gibi durmadan nasıl da hayal ışığında yüzdüm? 
Gökyüzünün dahi günde kaç şekle büründüğünü görüp nasıl da üç elmadan birinin benim olacağına inandım?
Gökten ya cemre düşer ,ya da elma...bir an var iken, bin aylar yokmuş gibi davranacağım. Romanları okur dudaklarım ; daha fazla kaldıramaz aklım masalları, evvel zaman içinde kavruldu aklım, kalbur saman artık midemde. Bir gün yaşamışım , bin yıl azabını çekmeye gidiyorum....